ah istanbul..ıstanbul olalı..2 günden koca bir kitap çıkacak şey yaşadık.. Ne Öğleyin çıkan fırtınayi taktik nede evin kırılan penceresi keyfimizi kaçırdı..üsküdar,beşiktaş, eminönü vee sonunda ortaköy kocaman kumpir ,dürüm wafflee, yağmur ,gülmekten ağrıyan karnım, kestane, şemsiye ,arka sokaktaki park ,9.kat vodafone:) uçuşan masa, bu defa denize karşı latte ,ıslanan ayaklarım, rekor kırılan uyumadan geçirilen saatler vee ankarada güzel bir kahvaltı biri kırmızı biri mavi biri siyah 3 tane beraber başladığımız koleksiyon arabalarimız, açık büfe portakal suyu..ve yine valizime doldurduğum bir yığın komik romantik anı..
Beni bıraktığında hiç üzülmedim; defalarcadan birisi olcaktı ve yinee ben, bana dönüşlerini heyecanla bekleyecektim..
Hiç ötesini düşünmedim bir gün gelipte benim bir başkasının kıymetlisi olacağımı ne garip artık ne sen varsın ne düşlerimizz ama asıl önemlisi bende yokum..kendimi sende bırakmışım..
Her yeni ilişki oyuncuları değişen aynı oyun aslında her birimiz defalarca başkası oluyoruz defalarca kılık değiştirip rolümüzü kapıyoruz..,
Hayat bi tiyatro sahnesi derlerdi doğaçlama yapıyoruz sürekli başka gösterimlerde..her birisinde başka kişi oluyoruz aynı bedende binlerce ruh taşıyorz...



