4.05.2012

HIÇ OLMAK


Bazen insanın boğazına düğümlenir ya bişeyler söylemek istediğin birsürü şey varken dudaklarının arasından kelimelere dökülemez bir türlü ne annene söyleyebilmışsindir onu sevdiğini ne de son bakışında giden sevgiline.. Bazende kendine bile söyleyemediğin çoğu zaman saçma bir gururla bastırdığın duyguların çıkıverir ortaya yıllar sonra ışte dersin BULDUM.. Yıllardır içine düştüğüm durmadan debelenip çıkmaya çalıştığım nedenini bir türlü anlayamadığım şey GURUR'du.. O öyle bir şeydir ki size doğru olan şeyleri hep yanlış yoldan yapmanızı sağlar  karşı tarafı suçlar beyaz iken simsiyah hakliyken her haksız duruma düşürür sizi..aslında Yapmak istemediğimiz şeyleri yapar aklınızın ucundan geçmeyecek şeyler döküverir agzimizdan..O en çok sevdiklerimizi acıtır onları kırar bizi kendimize yabancılaştırır..Onların gözündeki BIZ'den nefret ettirir.öyle bireydir ki arkasında mutlaka hırsla dolaşıp ona güvenir..bizi bütün çıkmazlara sokup yalnızlığa iter..Biz nekadar güçlüyüz diye övünürken aslında güçlü görünmek isteyen böylece o duvarların arkasında kendini güvende sanan küçük bir Biz görürüz..teslim olamayız hiç bir şeye bunu güçsüzlükle bağdaştırırız aglayamayız yalnız kaldığımızda aynanın karşısında döktügümüz gözyaşlarını başkalarından ölüm pahasına saklarız.. Aslında HIÇ olmaktır başlangıç NOKTA olmak.. O noktaları birleştirip bir romana başlamak şimdi...

2.05.2012

MAYIS Seni Sevmek mi?

Bir mayıs esintisi yine seni aklıma düşüren..

Ama her mayıs sana olan özlemime biraz daha alıştıran..

Seni sevmek göle düşen bir su damlası gibiydi çoğu zaman..

Etrafına eklediğimiz halkalardı bizi birbirimizden yavaş yavaş uzaklaştıran..

Sen dinginliginle okyanuslara ulaşmak isterken,

Bendim tüm çırpınışlara inat o ıssız golde kalmak isteyen..

Şimdi sen bir çağlayan ucunda;

Ben ise buhar olmuş bir bulutun gözyaşında..

27.04.2012

ahh Istanbul

ah istanbul..ıstanbul olalı..2 günden koca bir kitap çıkacak şey yaşadık.. Ne Öğleyin çıkan fırtınayi taktik nede evin kırılan penceresi keyfimizi kaçırdı..üsküdar,beşiktaş, eminönü vee sonunda ortaköy kocaman kumpir ,dürüm wafflee, yağmur ,gülmekten ağrıyan karnım, kestane, şemsiye ,arka sokaktaki park ,9.kat vodafone:) uçuşan masa, bu defa denize karşı latte ,ıslanan ayaklarım, rekor kırılan uyumadan geçirilen saatler vee ankarada güzel bir kahvaltı biri kırmızı biri mavi biri siyah 3 tane beraber başladığımız koleksiyon arabalarimız, açık büfe portakal suyu..ve yine valizime doldurduğum bir yığın komik romantik anı..

26.04.2012

insan hayvanları

insanları anlamayi bırakalı çok oldu ama hala yaptıkları karşısında kendimi nasıl koruyacağımı öğrenemedim..nasıl bu kadar acımasız,anlayissiz olabiliyorlar bi miktar benlik alarak kendimi hep ayırmışımdır bazende çevremdeki olan bitenleri bu kadar farklı gözle görmek ikili oyunların içinde olmadan gözlemlemek daha fazla acı verir oldu.. Hep bilinen bi söz vardır acıma insanlara acınacak duruma düşersin böylemi olmak lazım sert buzdan bi kalp taşımak mi lazım kırılmamak için yaptıklarına karşılık onlar gibi olmakta yetmiyo ki çoğu zaman bencillikleri ile o kadar örmüşler ki duvarlarını ne senin yaptığın güzellikleri görebilirler nede vazgeçtiğin özveriyi anlayabilirler..hayatın heryerinden ayrı bi darbe yersin bu kadar ince olup başkalarının düşüncelerini sırf onlar üzülmesin diye onayladiginda bir sıfır yenik başlarsın zaten sonra devamı gelir senin bu enerjinle daha seni tanımadan almaya başlarlar senden bişeyler.. Her kopardıklarına kar gözüyle bakarlar ticarete dökerker senin üzerinden senin sahip olduğun hayatını..

22.04.2012

gölge

Onun gölgesinde yaşamaktan vazgeçtiğim andı hayata başladığım an.. çünkü eğer siz değişmezseniz çevrenizdekilerde değişmez..kendimden başladım değişmeye sonrada şikayet ettiğim şeyler yavaş yavaş ya hayatımdan çıktılar yada bana ayak uydurdular yada ben görmezlikten gelmeye başladım..

17.04.2012

kısa bi özet

Sonsuz bir karanlığın içine DOĞDUM.
Işığı gördüm korktum.
Zamanla ışıkla yaşamayı öğrendim..
KARANLIĞI gördüm korktum.
gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi;
Ağladım..
ZAMANLA yarışılamayacağını,zamanla barışılacağını zamanla öğrendim.
İnsanı öğrendim.

Sonrada insanlar içinde iyiler ve kötüler olduğunu.
Sonrada her insanın içinde İYİLİK ve KÖTÜLÜK bulunduğunu.
Sevmeyi öğrendim.
Sonra güvenmeyi
Sonrada GÜVENİN, SEVGİDEN daha kalıcı olduğunu.
Sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu öğrendim.
GİTMEYİ öğrendim..
Sonra dayanamayıp DÖNMEYİ..
DAha sonra kendime rağmen GİTMEYİ...
Dünyaya tek başıma meydan okumayı öğrendim genç yaşta.
Sonra kalabalıklarla birlikte YÜRÜMEK gerektiği fikrine vardım.
Sonrada asıl yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine vardım.
Düşünmeyi öğrendim.
Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.
Sonra sağlıklı düşünmenin kalıplar YIKARAK düşünmek olduğunu öğrendim.
GERÇEĞİ öğrendim bir gün;
Ve gerçeğin acı olduğunu.
Sonrada dozunda ACININ yüreğe olduğu kadar hayatada lezzet kattığını öğrendim.
Her canlının ölümü tadacağını,
Ama sadece bazılarının HAYATI tadacağını öğrendim..

22.03.2012

tek beden bin ruh!




   Beni bıraktığında hiç üzülmedim; defalarcadan birisi olcaktı ve yinee ben, bana dönüşlerini heyecanla bekleyecektim..
 
  Hiç ötesini düşünmedim bir gün gelipte benim bir başkasının kıymetlisi olacağımı ne garip artık ne sen varsın ne düşlerimizz ama asıl önemlisi bende yokum..kendimi sende bırakmışım..
 
   Her yeni ilişki oyuncuları değişen aynı oyun aslında her birimiz defalarca başkası oluyoruz defalarca kılık değiştirip rolümüzü kapıyoruz..,
   Hayat bi tiyatro sahnesi derlerdi doğaçlama yapıyoruz sürekli başka gösterimlerde..her birisinde başka kişi oluyoruz aynı bedende binlerce ruh taşıyorz...